Menu UF Health Home Menu
 

Mental Bozukluklar

Gelişimsel Bozukluklar

Mental Retardasyon

Mental retardasyon adaptif davranışlardaki bozukluklarla beraber görülen genel entelektüel fonksiyonların önemli oranda ortalamanın altında bulunması ile tanımlanır ve 18 yaştan önceki gelişimsel dönem esnasında gözlenir. Bu bir hastalık değil ancak entellektüel ve adaptif fonksiyonlardaki bozukluktur. Sebep her zaman bilinmez; nadiren tek bir neden tanımlanabilir. Vakaların %75’inin sebebi bilinmez.

Bilinen sebeplerin bazıları:

  • kromozomal anomaliler
  • prenatal kusurlar (rubella, alkol kullanımı, ilaç kullanımı)
  • perinatal(anoxia)
  • postnatal (menenjit, ensefalit, travma, kültürel yoksunluk, ağır malnütrisyon)

Mental retardasyon İntelligence Quaitent (IQ) skorları veya “eğitilebilir” öğretilebilir” “tamamen bakıma muhtaç” şeklinde kategorize edilerek tanımlanır:

  • normal entellektüel fonksiyon, IQ=100
  • hafif mental retardasyon, IQ=55-70 (eğitilebilir)
  • orta derecede retardasyon, IQ=40-55 (öğretilebilir)
  • ağır mental retardasyon, IQ=25-40 (bazılarına öğretmek mümkün)
  • ileri derecede mental retardasyon, IQ=25’den az (total bakım gerektirir)
  • ( Not: testteki değişkenlere bağlı olarak, bu sınıflamalar her zaman uygun değildir ve her zaman bireysel yaklaşım endikedir.)

(Not: testteki değişkenlere bağlı olarak, bu sınıflamalar her zaman uygun değildir ve her zaman bireysel yaklaşım endikedir.)

100 kişiden 3-5 kişi mental retardasyonlu olarak sınıflandırılmıştır. Bunların %85’i hafif mental retardedir (IQ 55’den büyük) ve toplumsal çevrede yaşayabilirler. Mental retardasyon, diş hekiminin özel muayenesinde en sık karşılaşabileceği durumdur.

Mental retardasyon diğer bozukluklarla beraber görülebilir, e.g.:

  • epileptik bozukluklar
  • kardiak anomaliler
  • duygusal bozukluklar

Doktor, aile ve bakıcılarla konsültasyon şu durumlarda zaruridir:

  • doğru bir medikal hikaye alınmasında
  • uygun bir oral sağlık bakımının sağlanmasında
  • Bilgilendirici rıza formunun alınmasında
  • davranışın yönlendirilmesinde
  • günlük oral hijyenin sağlandığından emin olunması konusunda

Ağız bulguları:

  • kötü ağız hijyeni
  • malokluzyon
  • mine defektleri
  • gingival hiperplazi
  • dil itimi
  • alışkanlıklar
  • diş sıkma ve gıcırdatma
  • salya akışı
  • kendi kendini yaralayıcı davranış
  • yenmeyecek objelerin yenmesi (pica)

Hafif mental retardasyonlu hastalarda iletişim:

  • dikkatinin dağılmasını minimalize edin
  • kısa açıklamalar kullanın
  • basit bir dil kullanın
  • bilgi almak için daha çok zaman harcayın
  • nedenlerin açıklanmasından kaçının
  • oral hijyenin eksikliğinin etkileri üzerine odaklanın
  • konseptlerden ziyade aktiviteleri öğretin
  • uyumluluğu teşvik edin
  • pozitif desteklemeyi kullanın
  • sözlü övgüler kullanın

Ağır mental retardasyonlu hastalarla iletişimde:

  • kısa, kolay açıklamalar kullanın
  • eğitimi daha fazla tekrarlayın ve ağız hijyen prosedürlerinin pratiğini daha fazla kullanın
  • pozitif katkıyı daha geniş kullanın

Bu bireylerin davranışlarını düzenlenirken itiraz ile karşılaşılabilinir. Davranışsal güçlükler, sıklıkla bilinç fonksiyonu ile ilişkilidir. Davranış yönetimi:

  • şefkatli bakım
  • kibarca direnç (sözlü kontrol)
  • hassasiyetin ortadan kaldırılması
  • sınırlayıcılar
  • sedasyon
  • genel anestezi
  • yukarıdaki stratejilerin bir kombinasyonu ile sağlanır

Down Sendromu

Trizomi 21 (Down sendromu) muhtemelen en sık görülen gelişimsel engeldir. Bu; 21. grubun ekstra kromozomu ile ilişkilidir. Bu bireyde normal 46 komplemandan ziyade 47 kromozom mevcuttur. Down sendromunun görülme sıklığı 700 canlı doğumda 1’dir. Ancak annenin yaşı arttıkça insidansıda artar; ör; 54 yaşında bir annenin şansı 54’de 1’dir.

Tipik yüz görüntüsü:

  • orta yüz hipoplazisi
  • eğri gözler
  • dar düz burun
  • düz artkafa
  • kısa boy

Tıbbi konsültasyon önemlidir, şu durumlarla beraber gözlenir:

  • mental retardasyon
  • konjenital kardiak anomaliler (antibiyotik profilaksisi sıklıkla gereklidir)
  • nöbet hastalıkları
  • immunolojik bozukluklar
  • üst solunum yolları hastalıkları
  • lösemi
  • hepatit

Oral durumlar:

  • düşük çürük oranı
  • artmış periodontal hastalık riski
  • kısa konik kökler
  • dil itimi
  • önde konumlanmış dil
  • makroglossi
  • fisürlü dil
  • klas III malokluzyon
  • dar palatin
  • gecikmiş erüpsiyon
  • bruksizm
  • salya akışı
  • kendi kendini yaralayıcı davranışları içerir

Klinik tedavi şunları içerir:

  • muhtemel epilepsi nöbetinin tedavisi
  • kısıtlı nazal kanallar nitröz oksit kullanımını engelleyebilir
  • muhtemel öğürme refleksi artabilir
  • sedasyon hastanın endişesinin kontrolüne yardımcı olabilir
  • zor vakalar genel anestezi altında tedavi gerektirebilir

Tedavi planı ilaca bağlı gingival büyümeyle ile ilgili problemleri hesaba katmalıdır. Optimal oral hijyen gingival büyümeyi engellemek için gereklidir. Eğer havale nöbetleri kontrol edilemiyorsa, hareketli protezler kontrendikedir. Eğer anterior dişler tekrarlayan tarzda travmatize oluyor ve tamir ediliyorsa; sabit protezlerde porselen yerine akrilik venerler kullanma tercihini göz önünde bulundurun.

Oral hijyen üzerinde odaklanmaya ekstra önem verin. Hasta bakıcılarını eğitin, klorheksidinli bir gargara önerin. Perioguardª, Peridexª’ten daha iyi bir tada sahiptir.

Otizm

Otizm:

  • düşük sosyal beceriler ( insanlarla anlaşma kabiliyetinin olmaması )
  • kişilerarası ilişkilerde yoksunluk
  • anormal konuşma ve dil
  • tekrarlayıcı ( streotipik) aktiviteler
  • mental retardasyona oldukça sık rastlanması ile karakterize gelişimsel bir hastalıktır.

Bu kişiler xerostomiye sebep olacak psikotopik ilaçları sık alırlar. Ayrıca şekerli yiyeceklere karşı belirgin arzuları vardır ve genellikle kötü ağız hijyenine sahiptirler.

Bu yüzden, bu hastalar diş çürüğü ve periodontal hastalık konusunda yüksek risk gurubundadırlar.

Hastanın davranışsal problemleri tedavi güçlüklerine yolaçabilmektedir. Davranış yönetimi davranış modifikasyonu, pozitif destek ve sakinleştirmeyi içermelidir. Ağız hastalığının çok yaygın olduğu durumlarda ise sedasyon, sınırlayıcı ve genel anestezi gerekli olabilir.

Otizmli hasta aşağıdaki ilaçlardan bir veya daha fazlasını kullanıyor olabilir:

  • antipsikotikler

Psikiyatrik Bozukluklar

Major Depresyon

Major depresyon insanın duygu ve mizacının dışa vuran efektif bir hastalıktır.Hastanın günlük hayatını etkileyen uzamış bir çökkünlük ile karakterizedir. Günlük aktivitelerde ve eğlencelerde göze çarpan ve sürekli bir ilgi ve istek kaybı mevcuttur.

Major depresyon şunlarla beraber gözlenir:

  • iştahta azalma
  • kilo kaybı
  • uyku düzensizlikleri
  • hafızada zorlanma
  • konsantrasyon kaybı ( kolayca ilgisi dağılır kararsız )
  • üzgün görüntü
  • değersizlik, umutsuzluk ve suçluluk duygusu
  • ölüm veya intiharı düşünme
  • yetersiz kişisel bakım

Beraber görülen oral problemler:

  • kötü ağız hijyeni
  • rampant caries(hızlı ilerleyen çürük)
  • genel ilerlemiş periodontitis
  • oro-fasial ağrı
  • xerostomia
  • kötü beslenme ve diyet

Tedavi:

  • ilaçlar
  • psikoterapi
  • diyetin düzenlenmesi
  • egzersiz
  • uykunun düzenlenmesi
  • nadiren elektrokonvulsif terapiden oluşur

Psikotropik ilaçlar şunlardır:Trisiklik anti-depresanlar:

  • Sinequan (doxepin)
  • Elavil (Tr Laroxyl- (amitryptiline)
  • Anafranil (clomipramine)
  • Tofranil (imipramine)
  • Etrafon ( perphenazine and amitryptiline)
  • Pamelor (nortryptiline)

MAO inhibitörleri:

  • Nardil ( phenlzine sulfate)
  • Parnate( tranylcypromine sulfate)

Çok yönlü anti-depresanlar:

  • Prozac (fluoxetine)
  • Desyrel (trazadone)
  • Paxil

Trisiklik anti depresan alan hastalarda önlem alınmalıdır. Bu ilaçlar:

  • hipotansiyon
  • ortostatik hipotansiyon
  • taşikardi
  • myokardial enfarktüs
  • konjestif kalp yetmezliği
  • xerostomia’ya neden olarak kardiovasküler sistemi etkiler

Trisiklik anti depresanlar ve sedatifler, hipnotikler, genel anestezikler, barbitüratlar ve narkotikler arasında, ağır solunum depresyonu ile sonuçlanabilecek etkileşimler oluşabilir. Epinefrin içeren lokal anesteziklerin kullanımı ile ilgili devam eden bir tartışma bulunmaktadır; kan basıncını yükseltici etki trisiklikler tarafından potansiyelize edilebilir; her zaman enjeksiyondan önce aspire edin.

MAO inhibitörleri alan hastalarda da önlemler alınmalı; kardiak ritimde bozukluklar gözlenebilir. Epinefrin veya neo-cobefrin içeren lokal anestezikleri kullanmayın. Ölüm, myokard enfarktüsü veya felç ile sonuçlanabilecek hipertansif krizi tetikleyebilir.Bu ilaç hipertansiyon ve xerostomia’ya neden olabilir.

ECT’ye devam eden hastalar aspirasyona karşı koruyucu refleksleri bozacak ilaçlar alabilirler ve bu hastalar diş kaybı, aşırı diş taşı ve protezlerin kaybı açısından değerlendirilmelidir; ağız koruyucu endike olabilir.

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk, manik-depresif bozukluk olarak bilinir. Hasta uzamış aşırı mutluluk ve depresyon periyotlarını birbiri ardı sıra yaşar. Manik periyotları, hasta tarafından normal olarak kabul edilen birden çok alanlarda (seksuel, mesleki, politik, dini, vb.) yoğun bir katılımı içeren hiperaktivite ile karakterizedir. Konuşma genellikle yüksek sesli ve hızlıdır (basınçlı konuşma), konudan konuya atlarlar ve araya girmek oldukça güçtür. Manik dönemlerin en sık karşılaşılan komplikasyonları madde kötüye kullanımı ve yargı bozuklukları nedeniyle ortaya çıkan davranış sorunlarıdır.

Bipolar hastalığı olan hastaların:

  • kolayca dikkati dağılır
  • iyi bilinen bir kişi ile özel bir ilişkilerinin olduğu büyüklük sanrıları (delüzyonlar) vardır
  • günlerce çok az veya hiç uyumazlar ancak yorgun gözükmezler
  • öfke ve depresyon arasında hızlı değişimler içeren değişken bir ruh haline sahiptirler

Depresyon periyotları neredeyse tüm günlük aktivitelerde ilgi kaybı ile karakterizedir mania esnasında gözlenen oral problemler şiddetli ve sert fırçalamaya bağlı mukoza ve dişlerdeki abrazyondur. Depresyon esnasında; kötü ağız hijyeni, rampant çürük, periodontal hastalık ve orofasiyal ağrı.

Depresif dönemler antidepresanların geçici alımı ile tedavi edilirken, manik fazın tedavisinde lityum karbonat etkilidir. Uzun dönem lityum tedavisi genel stomatit ve xerestomia ile sonuçlanabilir. Yapay tükürük hastayı rahatlatabilir ve medikasyonu daha iyi tolere edebilme şansı verir. NSAID renal akışı etkileyebilir veya kanda lityum seviyesini arttırabilir; hastanın doktoru ile konsültasyonda bulunun.

Şizofreni

Şizofreni, değişen derecelerde kişilik dezorganizasyonu ile karakterize psikotik bir bozukluktur. Düşünce içeriğinde bizar (saçma sapan) sanrılar ve algıda varsanılar (halusinasyonlar) Gözlenebilmektedir. Bu da kişilerin diğer insanlar ile ilişki kurması ve çalışma kabiliyetini azaltır. Bu yüzden çalışmak, sosyal ilişkiler ve kişisel bakım gibi rutin günlük fonksiyonlar bozulmuştur.

Bu bireylerin sıklıkla ağır dental problemleri vardır. Ruh halini değiştiren ilaçların alımı, çürük, mukositis ve rahatsızlık ile beraber görülen xerestomiaya neden olur. Genellikle dalgın, çökkün , geri çekilmiş ve endişeli oldukları için sıklıkla ağız bakımından yoksundurlar veya ağız bakımına direnç gösterirler.

Şizofrenili bireyler sıklıkla şu oral problemleri gösterirler:

  • azalmış tükürük akışı
  • artmış çürük
  • artmış periodontal hastalık
  • fırsatçı parotitis
  • gecikmiş disknezi ile beraber görülen atrizyon

Hastaya yavaşça ve korku vermeyecek tarzda yaklaşılmalı ve prosedür esnasında hastaya nelerin beklenmesi gerektiği bildirilmelidir.

Mediko-legal yeterlilik, hastanın psikiyatristi ile konsültasyon aracılığı ile tespit edilmelidir.

Bipolar bozukluğu olan hastalar şu psikoterapik ajanları alabilirler:

  • Fenotiazinler ( Mellaril, Prolixin, Thorazine)
  • Haldol
  • Navane
  • Thiothixene
  • Clozapine
  • Risperidone
  • Lityum
  • Alprazolam

Lokal anestetik enjeksiyonunda aspire edin, 1:100.000 epinefrin içeren karpüllerden 3’den fazla kullanmayın.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma Sonrası Stres Bozukluğu, psikolojik olarak travmatik bir olayın yenidenyaşantılanması ile karakterizedir. Bu hastalığa sıklıkla Vietnam’da savaşmış gazilerde rastlanır ancak doğal afetler, uçak kazaları ve tecavüz gibi travma deneyimleri olan bireylerde de rastlanabilir. Travmatik olay, tekrarlayıcı, yıkıcı intruziv düşünceler ve kabuslar gibi geçmiş deneyimlerin yeniden tecrübe edilmesidir. Bu deneyimler hastalık, evlilikle ilgili uyumsuzluklar, finansal problemler ve dental tedavi gibi stres dönemleri esnasında artar.

PTSD ile görülen semptomlar:

  • irritabilite
  • agresif davranış
  • dürtüsel davranış
  • impulsif davranış (açıklanamayan yokluk, ani tripler)
  • alkol veya ilaç kullanımı
  • (dalgınlık)ayrılma düşünceleri
  • yabancılaşma
  • duygu yoksunluğu(psişik uyuşukluk, duygusuzluk)
  • evlilik ve ailevi problemler
  • iş hayatında problemler

İlişkili medikal problemler(muhtemelen stresin uzayan periyotları):

  • kardiyovasküler hastalıklar
  • by-pass ameliyatı
  • gastro-intestinal hastalıklar(ülseratif kolit)

Sıklıkla görülen oral problemler:

  • kötü ağız hijyeni
  • rampant çürük
  • ileri generalize periodontitis
  • ağrılı dil
  • TME bozuklukları

PTSD’li hastalar antidepresan ilaçlar alabilirler. (önlemler için majör depresyon kısmına bakın.)

Güvenilir, profesyonel ve açık bir ilişki kurmak için çaba gösterin. Bir hastanın dişlerinin estetik restorasyonu kişinin kendisine güvenini, sosyal rehabilitasyon ve mesleki rehabilitasyonunu arttırır.

Demans (Bunama)

Bunama nörolojik veya psikiyatrik bir hastalık olarak sınıflandırılabilir. Alzheimer hastalığı da demansın bir çeşididir. Sosyal ve mesleki aktivitelere zarar verecek kadar ağır bir entellektüel fonksiyon kaybı ile tanımlanır. Bunama hafıza, muhakeme, soyut düşünce ve diğer yüksek kortikal fonksiyonların kaybı ile karakterizedir. Karakteristik azalmış yakın bellek, artmış ajitasyon, yönelim bozukluğu ve beklenmedik durumlarda uygunsuz davranışlara neden olabilir.

Hastalığın ilerleyen dönemlerinde:

  • idrar tutamama
  • kişisel bakım kabiliyetlerinin kaybı
  • dudak kasılmaları
  • bitkisel hayat
  • ölüm

65 yaş üzerindeki bireyler en hassas gruptur. 65-79 arasında görülme sıklığı %2-3 iken bu oran 80 yaşın üzerinde %20’ye yükselir.

Bunama ağız hijyeni sağlama konusunda bilincin azalmasına ve ağrı ve disfonksiyon semptomlarının uygun bir şekilde dile getirilememesine bağlı olarak oral hijyeni zayıflatır. Ayrıca bu hastalar kötü dental sonuçlar doğuran xerestomia’ya neden olabilen kolin-esteraz inhibitörlerini (tacrine, donepizil) sık sık kullanırlar.

Sıklıkla karşılaşılan oral problemler:

  • maksillofasiyal yaralanmalar
  • travmatik ağız ülserasyonları
  • kötü ağız ülserasyonları
  • kötü ağız hijyeni
  • geniş çürük
  • eksik ve kırık diş
  • atrizyon
  • tükürük bezi disfonksiyonu
  • uyumsuz proteze bağlı sekonder olarak gelişen rezidüel sırtların ilerlemiş atrofisi

İleri dönem demanslı hastanın etraflı oral rehabilitasyonu mümkün olduğunca erken bir dönemde tamamlanmalıdır çünkü hasta er yada geç dental tedavi esnasındaki kooperasyon kabiliyetini kaybedecektir. Sık sık koruyucu ağız sağlığı randevuları endikedir.

İlaç yazarken dental terapötikleri (anestetikler, analjezikler) etkileyen karaciğer ve böbrekteki yaşa bağlı değişiklikleri dikkate alın. Genel bir kural olarak, yaşlı hastalarda birçok ilacın tek bir dozunun kandaki peak düzeyi genç hastalara göre iki kat daha fazla ve yarı ömürleri iki kat daha uzundur. Hastanın doktoru ile konsültasyon kurun.

Güven tazeleyici sıcak bir ortam yaratmaya çalışın; prosedürleri açıklayın, gülümseyin, göz temasında bulunun, hastaya kibarca dokunun. Kısa kelimeler, cümleler ve tekrarlar kullanın.

Legal yeterlilik, hastanın doktoruyla konsültasyonla beraber tayin edilmelidir.

başa dön